İçindeki boşlukta yaşayan adam Vol-2 . . .

where can you buy colchicine Merhaba Gençler,

http://doinkdesign.com/standard-image-post/ Daha önce şu linkte görmüş olduğunuz “İçindeki boşlukta yaşayan adam . . . ” adlı yazımı bilenleriniz vardır. Çok sevdiğim bir arkadaşım olan Ümit Emre Erdoğan ( ki kendisinin çok tatlı bir de bloğu vardır, isteyenler şurdan ulaşabilir. Ayrıca merak edenler için aşağıya bir foto da iliştirdim ; ) ) bir önceki yazımı başka bir noktaya taşıyarak kendi yorumlarını yazmış. Yazı beni farklı düşüncelere sevketti. Ben de kendisinin izniyle bu yazıyı bloğumda paylaşmaya karar verdim. Umarım sizleri de alıp, farklı noktalara götürür.

ümit_emre

http://mapnomads.com/tag/local-life/ Not: Bu arada sizlerin de burda yazılanları farklı noktalara taşıma gibi düşünceleriniz varsa, akcoraberkay@gmail.com adresinden lütfen düşüncelerinizi benimle paylaşın, yada Twitter, Facebook’tan yardırın. Artık orası size kalmış diyor. Virgülüne dokunmadan, Ümit Emre’nin yazısıyla sizi baş başa bırakıyorum.

Peki Berkay, bu yazının müziği nerde derseniz son zamanlarda keşfettiğim harika bir müzisyen var, kendisi Ali Deniz Kardelen . Aşağıya albüm linkini bırakıyorum.
 

Efenim afiyetle dinleyip ve okursunuz umarım. Bundan sonra söz Emre’nin 🙂 .

Bunu icindeki boslukta yasayan adam icin yazmistim:

Hayatin anlami sorusu bence cok agir bir soru. Buyuk lokma bu soru.  Sindirmesi zor. Onun icin her analitik zihin gibi soruyu bilesenlerine ayirarak cozmeye deneyecegim. 

1. Hayat nedir?

Schrodinger’in bu isimde bir kitabi var. 60 sene evvel yazmis bitmis. Mind and matter.

Bunun icin canli ile olu arasindaki farka baksak nasil olur mesela? Biyolojik olarak canli bir hucre ile olu bir hucre arasindaki fark nedir?

Aslinda tami tamina ayni maddeden de meydana gelseler, canli hucrelerde saniyede milyon tane reaksiyon oldugunu gozlemleyebiliyoruz. Olu hucrelerde ise ayni molekuller arasinda bu reaksiyon zinciri gozlemlenmiyor.

O zaman hayata bu aslinda hayatta olmayan maddelerin bir reaksiyon zinciri diyebilir miyiz? Ama canli olmadigindan emin oldugumuz maddeler arasinda da reaksiyon oluyor. O zaman onlar da mi canli?

Hayattan anladigimiz bir sey de gecici oldugu. Kisa ya da uzun, yasami sonlanmayan bir canli yok. Ve genel olarak kendi varliklarini ya da benzerlerini ureterek/ureyerek bu yok olusa ya da olume karsi bir mekanizmalari var. O zaman yasam bizi olumden ayiran her hareketimiz olabilir mi?

Biz canlilar ortak olarak, cansizlardan farkli olarak ne yapiyoruz oyleyse?

Canlilarin ortak ozelligi galiba sunlar: ureme, gelisme/buyume, olene kadar surekli degisme, herhangi bir fonksiyonel aktivite.(Yukarida bahsettigim reaksiyon zincirleri gibi).Kaynak ortaokul biyoloji:)

Bunlar bizi canli yapan seyler degil kesinlikl… Ama cansizlardan ayiran seyler. Hala hayati tam olarak kavrayamadik galiba. Biraz daha schrodingerle sohbet edelim.

Bahsettigim ders notlarindan alinmis kitapta Schrodinger, termodinamigin 2. yasasi olan entropiden bahseder. Der ki evren bir entropi halinde duzensizlige dogru gider. Yani molekuler olarak hersey kendi haline biraktiginizda maksimum duzensizlige dogru yol alacaktir. Ve bu makro yasalarda entropi hicbir zaman azalmaz. Hatta izole olmayan sistemlerde entropi azaliyormus gibi gorunebilir ancak baktiginizda sadece cevresindeki entropi ayni miktarda ya da daha fazla artmistir. Zero and plus equation yani.

Schrodinger, yasam formlarina baktiginda ise farkli bir seye rastliyor. Duzensizlik aslinda hucrelerde artmiyor. Yani bir sekilde termodinamigin bu ikinci yasasina aksi sekilde hareket ederek belli bir duzeni takip ediyor. Diger bir deyisle canli belli bir duzeni korumak icin negatif entropi uretiyor.  Bunu soylemek icin ise entropiyi aciklarken kullanilan duzensizligin duzeni (order from disorder) yerine duzenin duzeni (order from order) demeyi tercih ediyor. Onun gorusune gore canli bir varlik aslinda bildigimiz fizige ya da genel dogaya aykiri hareket etmiyor. Sadece aslinda bilmedigimiz bir yasayi daha ortaya cikarmis oluyor. Gunumuzde bu duzene cogu kisi “information” yani ‘bilgi’ diyor.  O zaman bir onceki soruya donersek hayat dedigimiz sey aslinda doganin duzensizlige olan egilimine karsi, duzen icin molekuler duzeyde enerji harcayan bir bilgi yumagi mi? Ne biri DNA mi dedi? Kim DNA dedi? Ben demedim…

Yani hayat, bir anlamda DNA kodlari ile genetik bilgimizi tasigimiz ve gelecege aktardimiz bir varolus bicimi olabilir mi? Ve evrimsel olarak da hayatta kalmak icin bu bilgi; sekil ve form degistiriyor ve biz buna evrim diyor olabilir miyiz?

Nerelere geldik…

Hayatin DNA’nin kendisindeki bilgi oldugunu dusunursek. DNA’yi yalniz basina biraktigimizda da canli oldugunuz tecrube etmemiz gerekirdi. Ama kendi basina bir DNA ya da RNA sarmali bunu yapamiyor. Viruslerinde sorunu bu.  Canli ile cansiz arasinda bir yasam formu dememizin nedeni de bu. Bir hucrenin icine girmedikce canli ozelligi gosteremiyorlar. Hatta bazi virusler olu hucreleri bile ele gecirip onlari tekrar yasama dondurebiliyorlar. Inanilmaz degil mi? Bir dusunceye gore ise insan yasamsal alanlari secisi, konak olarak bulundugu yere verdigi zarar, yayilmasi ve kontrol edilemez sekilde uremesi bakimindan dunyada viruslere en cok benzeyen canli. Hatta gelismis bir virus formu. Lakin bu su anda konumuz degil.

Arastirmalara gore hucrenin icindeki mitokondri de zamaninda kendi basina canli olan bir bakteri mesela. Kendi genetik kodunu devam ettirmek icin kendi yasamini feda ediyor ve bir hucrenin icinde; o hucrenin guc santrali olarak varligina devam ediyor. Artik kendi basina yasabilmeyi, genetik kodunu devam ettirmek uzere feda ediyor.

O zaman hayat bizim varligimizi devam ettirmemizi garantiye almak icin onu yoneten genetik kodlarin butunu mu?

O zaman yapay zeka yontemiyle biz bu bilgi kodunu bilgisayar ortaminda programlayabilirsek ve o da yapay zeka yontemi ile artik kendini bize ihtiyac duymadan programlamaya devam ederse, ayni DNA zincirinde oldugu gibi bu yasami bilgisayarda olusturabilir miyiz? Eger bu gerceklesirse bu insanin kendi elleriyle yapacagi son bulus olabilir. Bundan sonrasini ise artik kendi eliyle programladigi yapay zeka yapacaktir.

Ucuk degil mi? Ucuk ama zeki insanlarin dunyanin bir yerinde yaptiklari bu cesit calismalar gercekten var. Hatta bazi bilim adamlarinin etik olmadigi; boyle bir yapay zekanin kendi bilgisinin ve varligini devam ettirmek ugruna kendi turunden olmayan insanligin da sonunu getirecegi gerekcesiyle calismayi biraktigi projeler var.

Bu buluslar ve kuantum fizigindeki gelismeler kesinlikle bizim kendimiz ve hayat konusundaki anlayisimizi degistiriyor. Schrodinger kitabin adini ne guzel koymus: mind and matter

Dusunsene, evrendeki herseyin ayni seyden varoldugunu dusunursek -ki aslinda oyle-, o zaman evrendeki her sey canli mi? her sey olu mu? Ya da bu sadece kompleks bir yapi haline gelme konusu mu?

Evet olu maddelerin toplu reaksiyonu dedik, negative entropi dedik, cevresinden duzeni koruyan belli bur duzenle ayriliyor dedik, buna cagimizda genetik bilgi dedik.

Ozellikleri de ureme, gelisme, fonksiyonel aktivite ve surekli degisme dedik ve sonunda olme dedik.

Yasamin bir ozelligi de sadece yasamdan varolabilmesi. Yani hayat; hayat olmayan bir yerden bitemiyor. Laboratuvar da hala cansiz bir topluluktan bir canli meydana getiremiyoruz dolayisiyla.

Biyoloji bu konuyu aciklamakta biraz kisir kaliyo gordugunuz gibi. Hala ayni molekullerin canli ile cansiz olmasi arasindaki farki biyolojik olarak tam aciklayamiyoruz.Cunku biyoloji sadece tek seviye gercekligi sunuyor bize. DNA ya bakiyoruz. `Justice Molekul` var ya da yok. Hep hayatin sonuclarini aciklayabiliyoruz boylece.  Nedenini degil ! Burada biraz kuantum fizigi devreye giriyor.

Kuantum evrene bakmamizi ve aciklamamizi saglayan inanilmaz bir pencere gercekten. Cunku kuantum deyince gerceklik ya da kesinlik yok. Ihtimaller var artik.

Kuantuma gore molekuller fonksiyonunu yitirince tam olarak ayni yapida da olsalar biz onlara artik yasamiyor diyoruz. Bunu biyoloji aciklayamiyor. Kuantum gibi ikinci seviye gerceklik ile bunu aciklamaya calisiyorlar ve simdi ben de oyle yapacagim.

Bu teoriye gore molekullerin gidebilecegi potansiyel yerler var, ve su anda olma ihtimali olan yerler var. Ve molekul oldugu yerden olmak istedigi yere bir secim yapiyor. Bu secim yapilana kadar bir suru yollar ve bir suru ihtimaller var, ve secim yapildiginda aslinda sadece bir gerceklige dogru cokuyor bu ihtimaller.

Benim anladigim kadariyla bu aciklamada bilinc, bu molekullerin ust bir seviyesinde bulunuyor. Aslinda parcaciklarin olma ihtimali olan yerlerden bir secim yapiyor ve bu secim ihtimalleri bir gerceklige dogru cokertiyor yani indirgiyor. O secim yapilana kadar bir hayat yok yani. Bilincin bu secimi olmadan ise kesinlikle hayattan bahsedemiyoruz. Yani yasayan ve yasamayan molekulu birbirinden ayirmak icin ayirim yani secim gerek. Bu fark ise bu ihtimallerin bir gerceklige gore cokusunden yani secimden geliyor. ve biz bu indirgenen parcacigin oldugun yerden hayata gelmis artik bir yasayan bir obje oluyoruz. Buna kuantumda `dolanik hiyerarsi` deniyor.

Peki bu secimi yapan seyler neler. Arastirmaya gore DNA da bulunan iki makro kompleks protein bunu ustleniyor. Birincisi tahmin edebileceginiz gibi ureme ikincisi ise bakim gorevini ustlenen iki molekul yani bu isi ustlenen. Arastirmaya gore bu proteinler olmayan DNA hayata gelmiyor. Dolayisiyla bilinci ustlenen bir sey olmadan, bu farki yaratan bir sey olmadan hayat meydana gelmiyor. Dolayisiyla hayat sadece hayattan var oluyor. 

Bu da bir kenarda dursun.

Peki ikinci seye gelelim?

2. Anlam nedir?


Burada kelime oyunu yapmadan; kelimeleri yerinde kullanmaya calisarak bir cerceve cizmeye calisacagim. Oncelikle anlam ve mana arasindaki farka dikkatini cekmek istiyorum.
Anlam bizim kendi algilarimiz sonucu olusan bilissel bir sey sanirim. Yani ortak bir sey degil. Oznel. Dolayisiyla hayat cok anlamsiz dersem; aslinda hayatin kendim icin bir anlam ifade etmedigi gercegini yansitabilirim. Ama bizim ona bir anlam yukleyememiz, hayatin manasiz oldugu anlamina gelmez. Yoksa, hayatin bu umrunda bile degildir bence.

Mana diye adlandirdigimiz sey ise ortak sanirim.Yani bir ya da bir cok bilincle, ayni anda; ayni anlami verebiliyorsak bir mana yakalayabiliyoruz sanirim. hakikat yani mana.  cogu kisiye gore olmasi gereken sey…

Aslinda Ingilizce’de de farkli bunlar. Ama biz genelde karisik kullaniyoruz. Anlam, bizim duyu organlari ile algiladigimiz sekliyle `sense`, mana ise olsa olsa ancak `meaning. Peki anladik belki de bu dedigimin manasi ne? `

Mesela ben spor yapiyorum di mi? Kosmaya, yuzmeye, bisiklete binmeye bir anlam veriyorum. Bunu her yerde yapmaya calisiyorum. Kastamonu’luyum. Koye gidince de kosuyorum. Neden? Ne biliyim belki fiziki bakimdan fit gorunmek istiyorum, belki hormonlarinda etkisiyle psikolojik olarak iyi hissetmek istiyorum, ya da arkadaslarimla olmak istiyorum, ya da kendi vucut enstrumanimla daha uzun mesafeler gitmek istiyorum. Belki bir yarisa hazirlaniyorum. Bu benim spora verdigim anlam. Ondan dolayidir ki, bu anlamdan bihaber koy ahalisi bana aval aval bakiyorlar kosarken. Bir anlam veremiyorlar. Onlar icin taytlarimi giyip yaptigim bu hareket hic sey bir anlam ifade etmiyor. Bu yaptigim seyin manasiz oldugu anlamina gelir mi peki? hic gelmez. Peki her sey benim anladigim gibi manasina gelir mi? Kendime `Hadi ordan` diyorum izninizle. Ayni seyden insan, cok farkli merhalelerde, cok farkli zamanlarda, cok farkli tatlar alabiliyor. Dolayisiyla, anlam bizim kendi algilarimiz gibi degisken, canli, akiskan,,, Varsa eger bir mana onun bu kadar degisken olmadigini dusunuyorum. Yani demem o ki anlam denkleminde `zaman` buyuk bir degisken. Varsa bir mana bu ise zamandan munezzeh.

O zaman kelimeleri tekrar birlestirerek ana sorumuza geri donelim,

Hayatin anlami ne?

Bu herkes icin degisiklik gosterir sanirim.

Ben hic bir zaman mutlulugu ana yemek olarak gormedim mesela. Mutluluk dedigin sey sanki hep bir fonksiyonun, aktivitenin, anin, olayin, olusun bir yan urunu oldu. Bundan dolayi mutluluk gibi tam olarak ne oldugunu bilmedigimi bir seyin de pesinden kosmadim. Cok mutlu oldugum zamanlari dusunuyorum. Mutluluk kendiliginden oradaydi. Ben onun ugruna bir sey yapmamistim.

Hayatin anlami mutlu olmak ve mutlulugun pesinde kosmak diye dusunursem o zaman kendime su soruyu da cevirerek soruyorum. Mutsuz bir hayat anlamsiz mi? Mutsuz olmanin ovunulecek bir yani yok ama anlamsiz oldugunu da dusunmuyorum. Dunyada bu kadar aci varken mutlu olamayan tam tersine mutsuz olmasina cok hak vereceginiz bir insan anlamsiz bir yasam secimi yapmis degildir sahsen.

Peki bunun benim icin anlami ne?

Benim icin anlami su. Biz kendi bilincimize ve algi paradigmalarimiza gore dunyayi cok dar bir cerceveden de olsa kavramaya calisiyoruz. Ve su anda yaptigimiz gibi de onu kendimize gore anlamlandiriyoruz. Bunu kimi yazi yazarak yapiyor, kimi girisimcilik yaparak, kimi yuva kurarak, kimi seyahat ederek, kimi gozlemleyerek, kimi kendisine ve hayata bir anlam vermeyerek bunu yapiyor. Hayat ne kadar anlamsiz demek bile kendimize gore bir anlam ifade etmiyor mu? laf ebeligi yapmayacaktim ozur dilerim.

Anlam her sey olabilir yani. Her insan hayatina kendi anlamini kadar. Bu kuantumdaki dolaniklik gibi. Sen bir sey yaparsin, bu; yapma ihtimalin olan seylerden sadece bir ihtimaldir daha oncesinde ve ardindan tek gerceklige dogru cokersin. Sonrasinda ise o ihtimal seni baska bir sey yapar. Iste bu birbirine girismis ve birbiriyle baglanti halinde olan butun senaryolardaan yasadiklarimiz hayatin anlami olabilir mi?

Herhangi bir kararsizlik yasadigimizda ya da hayatla baglantilarimizin koptugunu hissettigimizde ki bosluk, ya da yasamamazlik hissi burdan geliyor olabilir mi? Uzerimize olu topragi serpilmis dedigimiz o tikanmislik hissi bu degil mi?

O zaman butun bunlari ozetlersek:

Yasam bu tanimlardan hangisi olursa olsun degismeye, gelismeye, uremeye, uretmeye,fonksiyonel bir aktiviteye ve zamani geldiginde olmeye programli.

Ve butun kucuklu buyuklu yasam formlari bunlari cevreleri ve birbirleri ile olusturduklari bir bag bir ag ile yapiyor. Aslinda bu yazi bile bunu ispati. Yazi ben ile bunu okuyan ile arasinda bir bag olusturmami sagliyor. Ve bir sekilde ayni DNA daki gibi, bu yazdigim seyleri, okuyor, kopyaliyor, uretiyoruz. Bir sekilde su an bunu yazarken yakin ya da uzak gelecekte o birisinin ya da gelecekteki benim bunu okuyacak olmasi aslinda DNA daki genetik kodun nesilden nesile aktararak devam ettirme cabasiyla cok benzerlik gosteriyor. Yasamsal reflekslerimiz olarak farkinda olmadan yaptigimiz seyler yoksa hayatin manasindan mi?

Dolayisiyla, hayatin manasi olsa olsa olumlu de olsak genetik kodumuzu devam ettirebilecegimiz, buyuyecegimiz, gelisecegimiz, belli bir fonksiyonu yerine getirdigimiz, belli bir duzende hareket eden ve bunun ayni molekuller gibi cevremizdeki ayni anlami ayni manayi tasiyan insanlar  ile dolanik yani icice bir baglanti icince gerceklestirilen bir bilinc olabilir mi?

Yani bence bu dedigim tek tek kim yapabiliyorsa bundan mutlu oluyor zaten. Seksten mutlu oluyor, kendini gelistirdigini dusundugu seyleri yapinca mutlu oluyor, varligini baskasinin gozunde gorunce mutlu oluyor, istedigi yonde gelismeyi goze alinca mutlu oluyor, belli bir fonksyiyonu yerine getirdigini dusndugunde, bir ise yaradigini dusundugunde mutlu oluyor, bilgisini bile DNA gibi kopyalayip etrafina aktrdiginda mutlu oluyor,hayata dolandigi aile,sevgili,arkadas. is gibi degerleri ona temas ettiginde ve varligini bununla mesrulastirdiginda bundan mutlu oluyor. Sonra o ani sonradan hatirlamak, kalici hale getirmek icin fotograf ya da video cekmekten hatta cektigi fotografa bakmaktan bile mutlu oluyor. Tamamen bir DNA sarmali gibi davraniyor aslinda. yuva kurup cocuk cocuga kavusunca genetik kodunu bir sonraya guvenle aktardigini bilincaltinda dusunup bundan mutlu oluyor.

Mutluluk yan urun yani. Bunlar insani mutlu ediyor.

Aslinda ne zaman mutsuz oluyoruz. insanlar neden mutsuz dedigimizde mutlulugun tanimi daha bir aciga cikiyor. Dolayli yoldan bu baglantilarla ilgili sorun yasadigimiz, tikandigimiz, gelisemedigimiz. paylasamadigimiz, uretemedigimiz, ureme ihtimalini kacirdigimiz, bir fonksiyonu yerine getirmedigimiz zaman ise mutsuz oluyoruz. Arastirmalara gore buyuk kazalarda, kolu kopan insanlar bir sure depresyona giriyorlar mesela. Cok normal bir durum. Sonucta insanin dogustan beri kullanip, buyuttugu ve gelistirdigi onemli bir uzvu-fonksiyonu kayboluyor. Ama yine ayni arastirmalara gore bu insanlar topluma bir sekilde entegre olabilir hatta tekrar bir fonksiyonu yerine getirebilirse depresyondan cikip mutlu olabiliyor. Koku oyle degil ama. Koku yetisini kaybeden insanlar genellikle depresyondan cikamiyor. Arastirmacilarin yorumu ise kokunun direk tat ile alakali olmasi ve hayatin gercek anlamda tadini bir daha alamamalari depresyonu devamli kiliyor. Ve asil deginmek istedigim nokta ise insan esini dogada koku yoluyla seciyor. Dolayisiyla uremeyecegin esi secemiyor olmak ve bu hayat fonksyonunun engellenmesi mutsuzluga neden oluyor.

Ne diyor biz anglosaksonlar, hersey entagled her sey self fullfillment her sey bond and connection….

Bu baglantilar yoksa cocuk sahibi olmak cok sacma geliyor. Yoksa bir seyler icin fedakarlik yapmak cok sacma geliyor. Yoksa medeniyet, sehirler, insanlarin kendini gelistirmeye calismasi hatta ve hatta her sabah yatagindan kalkmasi bile cok sacma geliyor. Yoksa sacma bir ulkede yasamayi birak goze almak bunu ihtimaller icinde degerlendirmek bile cok sacma geliyor.

Peki o zaman ask ne?

Ask bence duyularimizla bu yasam fonksiyonlarinin birden fazlasini ayni anda uyaran, bu yuzden pek akla mantiga sigmiyormus gibi gorunse de aslinda hayattaki en akillica kurgulanmis seylerden biri.

Ask sirasinda ne yasadigimizi dusunursek: arzu(lust), cekicilik(attraction) and ve baglanma (attachment)…

Fareler ile ilgili guzel bir deney var. Farelere normal su ve eroinli su veriyorlar ve bagimlik derecelerine bakiyorlar. Tek basina kafese sikistirilmis fareler, eronli sudan iciyor ve bir zaman sonra tamamen bagimli olarak asiri dozdan oluyorlar. Ama fareleri diger farelerde birlikte genisce bir kafae koyduklarinda fareler eroinli suyu icmiyor ve bagimli olmuyorlar. 2. dunya savasinda ve vietnam da amerikan askerlerine antidepresan olarak dagittiklari morfin, eroin ve kubar bazli bazi maddeler sonucu amerikan askerleri genelde cephede ucmalarina ragmen, eve donduklerinde askerlerin cogunun kes ve bagimli kalacaklarini dusunmelerinni aksine, askerler ailelerine ve eski baglarina kavusunca bu aliskanliklarini kolayca biraktiklari gozlemleniyor. Yani madde bagimliligi bile aslinda bizim normalde kurmak isteyip kuramadigimiz bazi baglarin yerine geciyor.
Özet olarak. Hayatin molekulleri ve bilinc her zaman baglanmaya calisiyor. Bag, baglilik, bagimlilik ve iletisim bu yukarida bahsettigim temel ozelliklerden geliyor. Saglikli baglanma yasayamayan insanlar bir maddeye, bir objeye ya da aileden bir bireye asiri baglanabiliyorlar. Saglikli dedigimiz baglantilarda ise insan gelisimine, uremesine, varliginin devamina ve fonksiyonlarina uygun bir baglanti sagliyor. Iste arkadaslik. dostluk, sevgililik ve ask bunun gibi bir sey.
Ask ise sanirim tum genetik kodlarinda baska birinde ya da baska bir seyde varolabilme hadisesi…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *